Boşanma kararıyla belirlenen nafaka, ömür boyu değişmeyen bir tutar değildir. Tarafların ekonomik durumu, çocukların ihtiyaçları veya nafaka alan eşin hayat koşulları değiştiğinde, nafakanın artırılması, azaltılması ya da tamamen kaldırılması mahkemeden istenebilir. Bu yazıda nafaka türlerini ve nafakada değişiklik talep edilebilecek durumları açıklıyoruz.
Nafaka türleri
- Tedbir nafakası: Boşanma davası süresince eşe ve çocuklara bağlanan geçici nafakadır.
- Yoksulluk nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan ve kusuru daha ağır olmayan eşe, diğer eşin mali gücü oranında bağlanan nafakadır.
- İştirak nafakası: Velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmak için ödediği nafakadır.
- Yardım nafakası: Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy, altsoy ve kardeşlere bağlanan nafakadır.
Uygulamada değişiklik davaları en çok yoksulluk ve iştirak nafakası için açılmaktadır.
Nafakanın artırılması
Türk Medeni Kanunu’na göre tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde nafakanın artırılması istenebilir. Başlıca gerekçeler şunlardır:
- Enflasyon ve hayat pahalılığı: Yıllar önce belirlenen nafaka tutarının günümüz koşullarında yetersiz kalması en yaygın gerekçedir.
- Çocuğun ihtiyaçlarının artması: Çocuğun okula başlaması, büyümesi, özel eğitim veya sağlık giderlerinin ortaya çıkması iştirak nafakasının artırılmasını haklı kılabilir.
- Nafaka yükümlüsünün gelirinin artması: Nafaka ödeyen tarafın mali durumunun belirgin şekilde iyileşmesi de dikkate alınır.
Mahkeme, artırım davasında yalnızca bugünkü tutarı belirlemekle kalmayıp, talep hâlinde nafakanın sonraki yıllarda TÜFE gibi bir endekse göre kendiliğinden artmasına da karar verebilir. Bu, her yıl yeniden dava açma ihtiyacını ortadan kaldırır. Boşanma kararında veya protokolde böyle bir artış hükmü yoksa, bunun artırım davasında ayrıca talep edilmesi önemlidir.
Nafakanın azaltılması
Nafaka yükümlüsünün mali durumu kötüleşmişse nafakanın indirilmesi istenebilir. İşini kaybetme, gelirin ciddi şekilde azalması, ağır bir hastalık veya bakmakla yükümlü olunan kişilerin sayısının artması bu kapsamda değerlendirilir. Benzer şekilde nafaka alacaklısının gelirinin artması da nafakanın azaltılmasına gerekçe olabilir.
Ancak nafaka yükümlüsünün, nafakadan kurtulmak amacıyla kendi isteğiyle işten ayrılması veya gelirini gizlemesi mahkemece dikkate alınmaz. Gelir durumundaki değişikliğin gerçek ve kalıcı olması aranır.
Yoksulluk nafakasının kaldırılması
Yoksulluk nafakası, kanunda sayılan bazı hallerde kendiliğinden sona erer veya mahkeme kararıyla kaldırılır:
- Kendiliğinden sona erme: Nafaka alan eşin yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde nafaka kendiliğinden sona erer.
- Mahkeme kararıyla kaldırma: Nafaka alan eşin evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde nafakanın kaldırılmasına karar verilir.
Örneğin nafaka alan eşin düzenli ve yeterli gelir getiren bir işe girmesi, yoksulluğun ortadan kalktığı gerekçesiyle nafakanın kaldırılmasına yol açabilir. Asgari ücret düzeyinde bir gelirin tek başına yoksulluğu ortadan kaldırıp kaldırmadığı ise somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
İştirak nafakası ne zaman sona erer?
İştirak nafakası kural olarak çocuğun ergin olmasıyla, yani on sekiz yaşını doldurmasıyla sona erer. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durumlarına göre beklenebilecek ölçüde, eğitim makul bir sürede tamamlanana kadar çocuğun bakımını sağlamakla yükümlüdür. Bu durumda nafaka talebi, ergin olan çocuk tarafından doğrudan ebeveyne karşı ileri sürülür.
Dava süreci
Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması davaları aile mahkemesinde görülür. Bu davalarda dava öncesi arabuluculuk zorunlu değildir. Mahkeme, tarafların gelir ve giderlerini, mal varlıklarını ve sosyal durumlarını araştırır; gerektiğinde kurumlardan bilgi ister.
Verilen karar, dava tarihinden itibaren geçerli olur. Bu nedenle değişiklik ihtiyacı doğduğunda davanın gecikmeden açılması önemlidir. Nafaka ödemesi ise mahkeme kararı olmadan tek taraflı olarak kesilmemelidir; ödenmeyen nafaka icra takibine ve hatta ceza yaptırımlarına konu olabilir.
Özetle
- Tarafların mali durumu değiştiğinde nafakanın artırılması veya azaltılması istenebilir.
- Artırım davasında nafakanın sonraki yıllarda TÜFE oranında artmasına da karar verilmesi talep edilebilir.
- Yoksulluk nafakası; yeniden evlenme, ölüm, fiilen evli gibi yaşama ve yoksulluğun ortadan kalkması hâllerinde sona erer.
- İştirak nafakası kural olarak çocuğun on sekiz yaşına gelmesiyle sona erer; eğitim devam ediyorsa bakım yükümlülüğü sürebilir.
- Nafaka mahkeme kararı olmadan tek taraflı olarak kesilmemelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Nafaka davalarında tarafların ekonomik ve sosyal durumu belirleyici olduğundan, hukuki destek alınması tavsiye edilir.
Dayanak mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu md. 169, 175, 176, 182, 328, 364; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu md. 344.
← Tüm makaleler